Trabzon, yeşilin başkenti, Karadeniz’in incisi,
Dağlarından denizine uzanır gür bir sessizlik.
Her köşesi tarih kokar, her adımı bir hikaye,
Yemyeşil yaylalarında gizlerini saklar gizli.
Sümela Manastırı’yla başlar her seyahat,
Kayalıklara oyulmuş, adeta bir sanat.
Maçka’nın sırlı yolları, Zigana’nın serin rüzgarı,
Gümüşhane yolu üzerinde bir zamanlar yolcu karı.
Uzungöl’ün sularında yansır yeşilin her tonu,
Karşında durur, büyüler seni doğanın o muhteşem konu.
Horon teper insanları, coşkuyla dolar her yan,
Kemençe eşliğinde döner, Trabzon’un her insanı.
Trabzonspor aşkı burada bir başka yaşanır,
Şampiyonluk meşalesi, geceleri taşanır.
Hamsi festivalleriyle şenlenir her kış mevsimi,
Birlik, beraberlik içinde geçer her yeni resmi.
Laz böreği, kuymak, peyniriyle ünlü sofralar,
Misafirperverliğiyle doludur her bir karşılaşmalar.
Geleni samimiyetle kucaklar bu cömert şehir,
Hem tarih, hem doğa, hem lezzet sunar, çekinmez pek bir.
Bir kez gel, Trabzon’a aşık olmamak elde değil,
Bir parçası olmadan dönmek hiç kolay değil.
Karadeniz’in incisi, tarihle yoğrulmuş bu yer,
Trabzon, sen olmasaydın, eksik kalırdı bu dünyanın sefer.