Toroslar, yüce dağlar, kükreyen sel sesi,
Toprağın özü, göğe uzanan keskin yükseliş.
Bir tarih fısıldar rüzgarlar, eski bir destan,
Kaya yarıklarında saklı, yaban çiçeklerin nefesi.
Karlarla örtülü zirveler, gökyüzüne meydan,
Koyunlar, keçiler yamaçlarda, özgürce gezerken;
Her adımında eski bir hikaye, toprağın dilinden,
Anadolu’nun kalbi burada atar, Toroslar’ın derinliklerinden.
Yazın yeşili, kışın beyazı, her mevsim başka güzel,
Dağ çobanının yalnız flütü, yankılanır vadilere.
Göçerlerin izinde, yüzyıllardır aynı yolculuk,
Torosların eteklerinde, hayat bulur, her bir tebessüm.
Zirvelerinde kar altında, yaşar efsunlu hikayeler,
Şahinlerin gözünden dünya, başka bir cennet burası.
Her taşında, her çiçeğinde saklıdır binlerce sır,
Toroslar, anlatmaya dili yetmeyen, görkemli bir şiir.
Bu yalnız dağların arasında, insan ruhu dağlar kadar eski,
Küçük köyler, samimi insanlar, huzurlu bir sükunet.
Dinle! Torosların çağrısını, köklerine davet ediyor,
Anadolu’nun bu gizemli köşesi, kalbinde saklar seni.