Zeybekler sahneye çıkar, dostlar,
Cesaret ve haysiyetin dansı başlar;
Al yazmalar, işlemeli bel kuşaklar,
Can verir adım adım Ege’nin toprağına.
Her kıvrım, her dönüş bir destandır,
Notaya dokunan her adım, asaleti gösterir;
Efelerin gözü pek, yüreği derin,
Zeybek oynar, yeleler havada savrulur.
Ayyıldızlı alında gurur,
Ayakları yerden kesilirken duyduğu vurur;
O, bir zeybek, yiğitlerin en yiğidi,
Silinmez iz bırakır gönüllere sevgiyle.
Yavaş yavaş başlar, zamana meydan okuyan,
Bir hüzün, bir sevinç, iç içe,
Her tempo bir anın yankısı,
Toprakla buluşan her adım, tarih fısıldar.
Zeybekler girince meydane,
Şehitler, kahramanlar anılır daima;
Gözlerindeki ateş, yüreklerindeki bağ,
Zeybek oynayan her yiğit, vatanı koklar.
Oynansın bu güzel zeybek, dosta düşmana karşı,
Şehit kanıyla sulanmış bu topraklarda,
Her dönen, her vuran, her yükselen kolla,
Zeybekler yaşasın, efsaneler asla ölmez.
Geleneğin sesi, bu oyunla hayat bulur,
Dağlar, taşlar, rüzgarlar şahitlik eder;
Bu toprakların ruhu, zeybekle dans eder,
Ege’nin yiğitleri, efeleri, asla unutulmaz.