İstanbul, sen bir şiirsin, kelimelerde yankılanır gözlerim,
Her köşende ayrı bir hikaye, her sokağında fısıldar anılar.
Maviyle yeşilin kucaklaştığı yerde, boğazın serin sularında,
Mis gibi balık kokusu, martıların çığlığında saklıdır sırların.
Ayasofya’nın mavilerle bezenmiş kubbeleri,
Minarelerin arasından bakar bizlere Sultanahmet.
Gül kokulu bahçelerinde yürürken Topkapı’nın,
Geçmiş zaman olur da huzur bulur bu kalpler.
Karaköy’ün bohem sokakları, Beyoğlu’nun çalgılı mekanları,
Galata Kulesi’ne çıkar gözler, İstanbul’u sarar dumanlar.
Kadıköy’ün renkli vitrinlerinde gizlidir gençliğin hayalleri,
Adaların sakin yolları, bisikletler, atlar ve faytonlar.
Tahtakale’nin çarşıları, Kapalıçarşı’nın telaşı,
Eminönü’ndeki yorgun adımlar, Vapurda çayın tadı.
Her bir köşesi ayrı tarih, her bir yüzde ayrı bir hikaye,
İstanbul, sen bir şiirsan, yaşamak seninle ayrı bir bahtiyarlık.
Kimi zaman hüzün dolu, özlem dolup taşar Boğaziçi,
Kimi zaman neşeyle dolu, şenlenir İstiklal Caddesi.
İstanbul, sen hem aşk, hem hüzün, hem de umutsun,
Bir şehir değil, bir duygu, gönlümüzde taht kuran.
Senle başlar her sabah, senle biten her gece,
Bir şiirsin İstanbul, sonsuza dek sürecek.
Her daim mürekkep akar, seni yazmaya dair,
Şairler tükenir, İstanbul seni yazmaya yetmez.