DİLİNİ KORUYAN ÜLKESİNİ KORUR
“Dilini koruyan ülkesini korur” sözü, dil ile vatan arasındaki görünmez bağa işaret eder. Çünkü dil; ortak hatıralarımızın, değerlerimizin ve hedeflerimizin taşıyıcısıdır. Bir milletin sınırları haritada çizilir; ancak o milleti millet yapan duygu, düşünce ve hayal gücü dilde yaşar. Dilin çözülmesi, ortak anlam dünyasının çözülmesi demektir.
Tarih boyunca devletler, eğitimden hukuka, bilimden sanata kadar tüm alanlarda güçlü bir dil politikasıyla varlıklarını pekiştirmiştir. Açık, anlaşılır ve üretken bir dil; vatandaşın devletiyle, bireyin toplumu ile kurduğu bağları güçlendirir. Kavramları berrak olan toplumların kararları da berrak olur. Bu yüzden dilin korunması; doğru yazımın gözetilmesi, bilim ve sanat eserlerinin çoğaltılması, nitelikli çevirilerle evrensel birikimin Türkçeye kazandırılmasıyla mümkündür.
Ancak koruma, dünyaya kapanmak değildir. Yabancı dillerle kurulan sağlıklı ilişki, Türkçenin imkânlarını küçültmez; aksine, onu besler. Önemli olan, karşılığı bulunan kavramlarda aceleyle yabancı sözcüklere sığınmamak ve Türkçenin ifade gücüne güvenmektir. Dilini koruyan bireyler çoğaldıkça, ülkenin kültürel bütünlüğü kuvvetlenir; böylece geleceğe emin adımlarla yürünür.