DİLİN YOZLAŞMASI
Yozlaşma, bir şeyin öz niteliğinden uzaklaşmasıdır; dil söz konusu olduğunda bu, anlamın bulanıklaşması ve ifade gücünün zayıflaması demektir. Günümüz dünyasında hız, çoğu zaman özenin önüne geçiyor. Kısaltmaların, argo ifadelerin ve ölçüsüz yabancı sözcük kullanımının günlük dile yerleşmesi, kelimelerin ağırlığını hafifletirken cümlelerin omurgasını da zedeliyor. İletişim daha hızlı görünebilir; fakat düşüncenin derinliği, kelimenin seçimi ve cümlenin ritmi kaybolduğunda geriye gürültü kalır.
Dilin yozlaşmasının bir başka boyutu, kurallara duyarsızlıktır. Yazım ve noktalama, bir metnin estetiği kadar anlam güvenliğidir; yanlış bir virgül, yanlış bir anlam doğurabilir. Sosyal medyada yaygınlaşan özensiz yazım alışkanlıkları, genç kuşaklara örnek olduğunda, dil birikimi kuşaktan kuşağa eksilerek aktarılır. Oysa dil, yalnızca bireysel tercihlerin toplamı değil, ortak bir kültür sözleşmesidir.
Çözüm, yasaktan çok bilinçle mümkündür. Edebiyat eserlerine yaklaşmak, düzenli okumak, sözlükleri yakından tanımak ve doğru karşılıklar için emek vermek dil sevgisini diri tutar. Eğitim kurumları, medya ve yayıncılık dünyası bu bilinci desteklediğinde gündelik dildeki özensizliklerin etkisi azalır. Yozlaşmaya teslim olmayan bir dil, yalnızca doğruyu söylemekle kalmaz; doğruyu güzel söyler ve insanı inceltir.