“Damlaya damlaya göl olur” sözü, sabrın ve azmin önemini vurgulayan, Türk kültürüne özgü bir atasözüdür. Bu deyim, küçük başlangıçların zamanla büyük sonuçlar doğurabileceğini anlatır. Şimdi ise bu temayı işleyen kısa bir kompozisyon örneği sunacağım:

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, minik bir köy varmış. Bu köyde Ahmet adında bir çocuk yaşarmış. Ahmet, okuldan sonra köyün yakınlarındaki bir taş ocağında çalışırmış. Her gün, taş ocağından eve dönerken yol üzerindeki küçük bir çukura bir taş atarmış. Bu, onun her gün yaptığı küçük bir ritüelmiş.

Yıllar geçmiş, Ahmet büyümüş. Bir gün köye uzun süredir görmediği bir arkadaşı gelmiş. Beraberce eski günleri yad ederken, çocukluklarında oynadıkları yere gitmeye karar vermişler. Yol üzerindeki çukura gelince, Ahmet’in her gün attığı o küçük taşların zamanla büyük bir yığın haline geldiğini görmüşler. O küçük taş yığını zamanla büyük bir baraj oluşturmuş ve köy için önemli bir su kaynağı haline gelmiş.

Arkadaşı şaşkınlıkla Ahmet’e bakarken, Ahmet gülümsemiş ve “Bak dostum, damlaya damlaya göl olur demişler, işte benim küçük taşlarım zamanla büyük bir işe yaradı” demiş. O gün, Ahmet’in azmi ve sabrının, nasıl büyük işler başarabileceğinin canlı bir örneğini görmüşler.

Bu kompozisyon, “damlaya damlaya göl olur” atasözünün hayatımızdaki pratik yansımasını göstermekte ve küçük çabaların zamanla nasıl büyük başarılara dönüşebileceğini bizlere hatırlatmaktadır.