Cumhuriyet ve milli irade, modern Türkiye’nin temel taşlarıdır. Bu iki kavram, ülkenin bağımsızlığını ve halkın egemenliğini ifade eder. Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte milli irade, halkın yönetimde söz sahibi olmasının en önemli yansımasını oluşturur. Cumhuriyet ve milli iradeye sahip çıkmanın, demokrasinin korunması ve geliştirilmesi için elzem olduğu bir gerçektir.
Cumhuriyet ve milli irade, üzerine titrememiz gereken kavramlardır. Kısa tarihimize baktığımızda, cumhuriyetin ilanı sadece bir yönetim biçimi değişikliği değil, aynı zamanda millet iradesinin egemen kılınması adına atılan devrimci bir adım olduğunu görürüz. 29 Ekim 1923, Türk halkının kendi kaderini kendi ellerine alma azminin simgesi haline gelmiştir.
Cumhuriyetin getirdiği en önemli yeniliklerden biri, hiç şüphesiz, halkın kendi yöneticilerini seçme hakkıdır. Seçme ve seçilme hakkı, demokrasimizin temel taşlarındandır. Bu hak, milli iradenin bir ifadesi olarak görülmelidir. Ancak bu hakların etkin kullanımı, eğitim ve bilinç düzeyinin yükseltilmesi ile mümkün olacaktır.
Milli iradeye sahip çıkmak, sadece seçimlerde oy kullanmakla sınırlı olmamalıdır. Aynı zamanda seçilen yöneticilerin, halkın iradesine uygun hareket etmeleri ve halkla iç içe olmaları gerekmektedir. Yönetimde şeffaflık ve hesap verilebilirlik, milli iradenin korunmasının olmazsa olmaz koşullarındandır.
Cumhuriyetin sağladığı hak ve özgürlüklerin korunması, her vatandaşın görevidir. Bu bağlamda, milli iradenin kötüye kullanılmasına karşı daima uyanık olmak ve gerekirse mücadele etmek gerekir. Tarih boyunca pek çok millet, özgürlüğü ve bağımsızlığı için büyük bedeller ödemiştir. Bu yüzden atalarımızdan miras kalan cumhuriyeti ve milli iradeyi korumak, bizlere düşen en önemli sorumluluklardan biridir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” Bu söz, cumhuriyet ve milli iradeye olan bağlılığımızın ve onu koruma azmimizin rehberi olmalıdır.