“Osmanlıca deyim/atasözleri” klasik kaynaklarda darb-ı mesel / durûb-ı emsâl diye geçer. En önemli derlemelerden biri Şinasi’nin Durûb-ı Emsâl-i Osmaniyye’sidir (ilk baskı 1863; 1885’te Ebüzziya Tevfik ilaveleriyle ~4000’den fazla madde). Bu eser ve benzer çalışmalar Osmanlı döneminde yaygın kullanılan kalıp sözleri kayda geçirir; büyük kısmı bugün de yaşamaktadır.
Not: “Deyim” (tabir) ve “atasözü” (darb-ı mesel) ayrımı modern terimlerdir; Osmanlıca metinlerde genelde “durûb-ı emsâl” üst başlığı kullanılır.
Aşağıda Osmanlı dönemi deyim/atasözü geleneğinden yaygın örnekler ve kısa Türkçe açıklamaları yer alıyor (büyük kısmı Şinasi’nin derlemesinde de bulunur): HathiTrust Dijital Kütüphanesi
ايت اورور، كاروان يورور — İt ürür, kervan yürür: Gürültüye aldırmadan yoluna devam etmek. Vikisözlük
داملايه داملايه گل اولور — Damlaya damlaya göl olur: Ufak birikimler büyür.
گونش بالچيقله صيغانمز — Güneş balçıkla sıvanmaz: Gerçek gizlenemez.
سوز گوموشسه، سكوت التندير — Söz gümüşse sükût altındır: Bazen susmak daha iyidir.
عارفه تعريف گركمز — Arife tarif gerekmez: Anlayana işaret yeter.
گورونن كوی قلاوز ايستمز — Görünen köy kılavuz istemez: Aşikâr olana rehber gerekmez.
عجله ايشه شيطان كاريشر — Acele işe şeytan karışır: Acele hata getirir.
ازی قرار، چوغو زرار — Azı karar, çoğu zarar: Ölçülü olmak gerekir.
آق آكچه قرا كون ايچيندير — Ak akçe kara gün içindir: Tasarruf öğüdü.
قومشو قومشونون كولونه محتاجدر — Komşu komşunun külüne muhtaçtır: Komşuluk dayanışma ister.
پرشهمبننك گليشی چرشمبدن بليدر — Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir: Sonuç önceden belli olur.
كدي اوزانامدغى جيگره مُندر در — Kedi uzanamadığı ciğere mundar der: Erişemediğini kötülemek.
بر فنجان قهوهنك قرق يل حاترى واردر — Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır: Küçük iyilik unutulmaz.
ادن بولور — Eden bulur: Yaptığın sana döner.
ال الدن اوستندردر — El elden üstündür: Daima daha iyisi vardır.
درؤيشك فكري نى ise ذكري اودور — Dervişin fikri ne ise zikri odur: İç, dile yansır.
ييغيد دُشدوغى يردن قلقار — Yiğit düştüğü yerden kalkar: Toparlanma/azim.
ايت اورر، كاروان گچَر — İt ürür, kervan göçer: Engellere rağmen yürüyüş sürer. DergiPark
چوق لاف يالانسز، چوق مال حرامسز اولماز — Aşırının şüpheliliği.
گورونن كوی كلاؤز ايستمز — (Varyant) Görünen köy kılavuz istemez: Aynı anlam.
سوز اوچار، يازى قالر — Söz uçar, yazı kalır: Yazı kalıcıdır.
سكلا سمانی، گلير زمانى — Sakla samanı, gelir zamanı: Tutumluluk işe yarar.
زرارن نرسندن دونولسه كاردِر — Zararın neresinden dönülse kârdır: Geç de olsa yanlıştan dönmek iyi.
مرْدِ قبْطى شجاعت عرض ادرken سركتين سويلر — “Şecâat arz ederken merd-i Kıbtî sirkatin söyler”: Övünürken kusuru ele vermek. fibiler.com Malumatfuruş
تنجره يوارلانمش، قباغينى بولمش — Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş: Benzerler birbirini bulur.
آق آقچه، قرا کون — Ak akçe, kara gün: Kısa söyleyişle tasarruf öğüdü.
آتشك دوشدوغى يري ياكر — Âteş düştüğü yeri yakar: Acıyı en çok yaşayan bilir.
كُرله ياطن، شا شى قالقار — Körle yatan şaşı kalkar: Kötü çevre kötü etkiler.
اَل عَرْكاسِنده آربا چوكر — El arkasında araba çöker: Yardım olmadan iş yürümez (işbirliği vurgusu).
ديمله ديغيل، ايشلَه اولور — Dille değil, işle olur: Lâf değil icraat.
يوك يره يالان، ياليشىك اولور — Boş söz yalana varır: Gevezelik güveni aşındırır.
ككوُسونه گورى بش لر — Herkes eşine benzer (koyu bağlamlarda “dengi dengine”).
ايل اولان، يول بولر — İyi olan yol bulur: İyilik/çaba yol açar.
اَلله سابلينى سيوَر — Allah sabredenleri sever: Sabır öğüdü.
قلم قلعج دن كُوچُكدُر — Kalem kılıçtan küçüktür (ama kudreti büyüktür): Yazının gücü.
اِلْدلر دِيلدِر، اِچدلر بيردلر — Diller dildir; içler birdir: Görünüş farklı, öz birdir.
يوكْتن وار اولماز — Yoktan var olmaz: Nedensiz sonuç beklenmez.
كِسىنِين حقكنا گِرمه — Kul hakkına girme: Adalet/ahlâk uyarısı.
يول، يولدان اوقرينَر — Yol, yürüyerek öğrenilir: İş yaparak öğrenilir.
ايشىن اوستادينا ور — İşi ehline ver: Yetkin kişiye teslim et. Türkoloji Araştırmaları Merkezi
Kaynak geleneği için: Şinasi’nin _Durûb-ı Emsâl-i Osmaniyye_si ve Osmanlı sözlükleri. Arşiv.org – Vikipedi – ebuzziya.cagdassozluk.com