Yalnızlık, sessiz sığınak, duygu denizin ortası,
Dalgalarını usulca kıyılara fısıldar.
Her dalga bir hikaye, her köpükte ayrı bir sır,
Bir ömre bedel sessiz çığlıklar saklar.
Kırlarda bir başına kalan yabani çiçeğin türküsü bu,
Dağlarda yankılanan kuş sesi gibi yalnız ve hür.
Mavi gökler altında bir bulutun yolu ne kadar sessiz,
Anlatır yalnızlık; özgür ama bir o kadar büyülü.
Şehirler, sokaklar, kalabalıklar ne çabuk unutur,
Bir gölgenin bile rahatça yürüdüğü yalnız yolları.
Oysa bir yalnız yürek, sevdasıyla köşe bucak dolaşır,
Ve yalnızlık ona, tek dostu olur bu hayal kırıkları içinde.
Dostluk mu desem, düşman mı? Karar vermek zor,
Yalnızlık bazen acı, bazen tatlı bir sızı.
Bir mor menekşe gibi, içten içe yanar karanlıkta,
Kimsesizliğin ortasında açar, ve soluğunu saklar tenha.
Sessiz odamın penceresinden bakarkın geceye,
Yıldızlar fısıldar, yalnızlık ve ben eski iki dostuz.
Her bir yıldızbaşı, bir yürek ağrısı, bir lirik şiir,
Ve yalnızlık koynuna almış, sarmış dört bir yanını evrenin.
O halde şairim, anlat bize yalnızlığı,
Sadece susarak anlatılabilecek bir dilsiz şiir olarak.
Bırak kelimelerin o derin sularında kaybolsun,
Ve her bir harf, bu gizemli sessizliğin bir parçası olsun.