Özlem, yüreklerde yanan sönmez bir ateş,
Uzakta bir sevgili, dudakta kalan son bir hece.
Derinlerden gelen bir çağrı, sessiz ve derin,
Hüzünlü bir melodi, sonunu bekleyen bir ezgin.
Geceler boyunca uzanan yollar, düşlerde saklı,
Her adımda bir anı, gözlerde birikmiş yaşlar akli.
Vuslatın ateşinde kavrulan sabırsız bekleyiş,
Her hatıra bir damla, yüreklerde ukdeye dönüş.
Ah, özlem! Sen ki, zamanın ötesinde bir buluşma,
Her ayrılık sonrası, umutla beklenen bir koşma.
Bir pencere kenarında, geçmişi seyreden gözler,
Ufukta bir umut, yıldızlar altında gizlenen izler.
Sevda kuşları da vurgun, bu hasretin rüzgarında,
Sığınılan her hatıra, bir ömür geçer ahırında.
Özlemek, bir aşk işi, çözülmez, karmaşık, dipsiz,
Ayrılıkların ardından, gönüllerde çözülen bir sızı.
Sen özlem, insanı insan yapan, derin bir duygu,
Yüzlerce yıl geçse de, kalpteki yerin hiç buğu.
Bir bakışta anlaşılan, sözcüklerle anlatılamayan,
Bir deniz gibi engin ve hep kıyısına varamayan.
Özlemek, yaşamak kadar gerçek, var olmak kadar acı,
Varlığınla yokluğun arasındaki ince, meçhul hacı.
Yolculuklarda yoldaş, gecelerde yıldız, kılavuz umut,
Özleminle yanıp tutuşan her yürekte, sevdanin kutlu olsun!