Gurbet elde yürek darda, hasret kalmış doğduğuna,
Her köşesi aklında kalan, o şirin köyündedir ruhuna.
Yabancıdır çevresine, yabancı diller, tenhalar,
Anadilinde bir merhaba, bin özlemdir tüm yaralara.
Bir dalda bülbül öter, duyar kulaklar uzaktan,
Bilir o sesi, anıları canlandırır bir bakıştan.
Çocukluğunun sokakları, dedesinin masalı gelir aklına,
Bir an geçer gözlerinden, yaşla karışık tebessümleri hüzünlü.
Uzak diyarların insanı, dost olur mu sandığına,
Ama kalbi vatanında, kökleriyle bütün bağında.
Ne yapsa unutamaz, gurbetle yaşar her zaman,
Her anıyla, her hatırasıyla sarar sımsıkı vatan.
Gurbette geçen her gün, yaşanmış bir ömür kadar,
Rüzgarında esen, anavatanından gelen bir akşam kadar.
Yıldızlar bile farklı, gözleri yaşlı bakar,
Ay doğar ama o ay, başka bir ay, uzaktan saklar.
Döner mi, dönse ne olur, yorgun beden toprağında batar,
Her adımı, her dönüşü bir umut, bir bekleyiş kadar sancılı.
Gurbet, ah gurbet, içli bir yanık türkü kadar,
Anlatır diller, yaşar gönüller, uzakta kalan her yürek kadar.
Karayolları uzun, tren rayları sessiz,
Uçaklar göklerde, evine doğru sessizce süzülür.
Tutkusu, umudu, hasreti ve sevdası başucunda,
Gurbet elde bir ömür, vatan özlemiyle uslanır içinde taşıdığı savaşta.